Bir odam olsa,
Seni kucaklasam gözlerimle,
Penceremden damlasa yosun kokun,
Gemilerinin gürültüsü uyandırsa en taze uykularımdan,
Sayıklasam tuzlu dudaklarımda,dalgalarının şevkatli dokunuşlarını,
Ve çocuklar gibi unutsam an be an acılarımı.
Bulutlara yelkenli gemiler kondursam,
Senden ibaret
Amaçsız kurduğum düşlere bir parça o maviliğini alabilsem,
Sadece seni yazsam kağıda,
Bitse de silip silip yazsam.
Cümlelerim senden başlayıp sana koşsa.
Doyar mı bu yürek sana
Asla!
31 Mart 2018 Cumartesi
24 Mart 2018 Cumartesi
Kuş
Kuşun kanadında gördüm,
Özgürlüğün sesini
Kulaklarımı kısan,
Yankılarımla kendine dönen,
Türbilans hissettiğim,
Kalbimden kopup yanardağının lavı,
Akıyor o sakin deniz boylarına.
Özledim o mavi kokusunu Akdeniz'inin
Kaptan-Derya misali çarpıyor donanması kalbimin
Tarihe gömülerek, dokunaklı,
Gidiyor benliğim, ruhum,
Kendimi tutamıyorum.
Karasal iklimlerin taş kesildiği bedenimle,
Bağırıyor,çırpınıyorum.
Ne organ vücuda uyumlu,
Ne de vücut ona muhtaç.
Kuş özgür, ruh ondan daha kanatlı.
Özgürlüğün sesini
Kulaklarımı kısan,
Yankılarımla kendine dönen,
Türbilans hissettiğim,
Kalbimden kopup yanardağının lavı,
Akıyor o sakin deniz boylarına.
Özledim o mavi kokusunu Akdeniz'inin
Kaptan-Derya misali çarpıyor donanması kalbimin
Tarihe gömülerek, dokunaklı,
Gidiyor benliğim, ruhum,
Kendimi tutamıyorum.
Karasal iklimlerin taş kesildiği bedenimle,
Bağırıyor,çırpınıyorum.
Ne organ vücuda uyumlu,
Ne de vücut ona muhtaç.
Kuş özgür, ruh ondan daha kanatlı.
20 Mart 2018 Salı
Bodoslama
Gözlerin güneşin yarısı eder
Ay tutar o kadar
Saklasam bakışlarını
Yüreğimi hıçkırık tutar
Mor bir kitap açar okurum
Zihnim renk cümbüşü
Kötü olsun iyi olsun
Bulsam sokaklardaki uykularımı
Kaçarım,kovalar ateşlerin
Eski zaman gaz lambalarının,
Şahane kokusu dalar rüyalarıma
Bodoslama
Çocuğum hâlâ demekki;
Rakamlar çift haneli
Ben tekil
Ay tutar o kadar
Saklasam bakışlarını
Yüreğimi hıçkırık tutar
Mor bir kitap açar okurum
Zihnim renk cümbüşü
Kötü olsun iyi olsun
Bulsam sokaklardaki uykularımı
Kaçarım,kovalar ateşlerin
Eski zaman gaz lambalarının,
Şahane kokusu dalar rüyalarıma
Bodoslama
Çocuğum hâlâ demekki;
Rakamlar çift haneli
Ben tekil
17 Mart 2018 Cumartesi
Gökkuşağı
Yağmurdan sonraydı
ellerin durdu,damladı camımın önüne
buzdan,
Dokunmak istedim
kederim baskın geldi
ve bulutlar indi bahçeme
Ben ağladım güller soldu
Çürük vişne idi ağaçlar
yağmurdan sonra
Senin ellerin çekildiğinden beri
çürümüştü tüm renkler
ayrılık daha karaydı
geceye nispet
Belliydi bu yağmurun felaketim olacağı
kan kırmızı geceden güneşli bir sabaha inmek isterken
masal gibi
Çileydi bu kış
sesinin damla damla okşaması vardı
uyurken,uyandıran rüyadan
ve batırıp çıkaran ıssız bir nehir gibi
ellerinden damlayan ellerime
çırılçıplak ıslanmanın tadında
ıssız, kendine yeten iç sesimle
Gün gibi
Gökkuşağı çaldı ellerini
tüm renkler kirletti beyazlığı
senden taraf
ellerin durdu,damladı camımın önüne
buzdan,
Dokunmak istedim
kederim baskın geldi
ve bulutlar indi bahçeme
Ben ağladım güller soldu
Çürük vişne idi ağaçlar
yağmurdan sonra
Senin ellerin çekildiğinden beri
çürümüştü tüm renkler
ayrılık daha karaydı
geceye nispet
Belliydi bu yağmurun felaketim olacağı
kan kırmızı geceden güneşli bir sabaha inmek isterken
masal gibi
Çileydi bu kış
sesinin damla damla okşaması vardı
uyurken,uyandıran rüyadan
ve batırıp çıkaran ıssız bir nehir gibi
ellerinden damlayan ellerime
çırılçıplak ıslanmanın tadında
ıssız, kendine yeten iç sesimle
Gün gibi
Gökkuşağı çaldı ellerini
tüm renkler kirletti beyazlığı
senden taraf
14 Mart 2018 Çarşamba
BİLEMEDİM
Bu ezgiler kime çalınıyor
ya bu kalp
Kırılmış odun parçalarının yanan kokusunu hatırlatıyor
Bu baharın sesi kokusundan belli
Bu dokunan ağacın hışırtısı kulağıma
yeniden aşka davet çıkarır gibi
Beş duyum allak bullak oldu.
Nerdesin gözümün nuru?
Belki getirecek bu bahar rüzgarları,göçmen kuşları
İklimler seni zikrediyor, sıcak iklimler
Düşman oldu gözlerin, aynalarıma
Ve kuzular doğuyor, bin can geri dönüyor gittiği yerlerden
sen yoksun
Hangi şehir alıkoydu, yahut küstürdü şehrimin gülleri
gül yüzünü
Bilemedim
Bu davet asırlardır asılı
yankılanıp duruyor, belli ki haberin yok
Gittiğin yer ya çok uzak, ya ben uzağım sana
Bilemedim
ya bu kalp
Kırılmış odun parçalarının yanan kokusunu hatırlatıyor
Bu baharın sesi kokusundan belli
Bu dokunan ağacın hışırtısı kulağıma
yeniden aşka davet çıkarır gibi
Beş duyum allak bullak oldu.
Nerdesin gözümün nuru?
Belki getirecek bu bahar rüzgarları,göçmen kuşları
İklimler seni zikrediyor, sıcak iklimler
Düşman oldu gözlerin, aynalarıma
Ve kuzular doğuyor, bin can geri dönüyor gittiği yerlerden
sen yoksun
Hangi şehir alıkoydu, yahut küstürdü şehrimin gülleri
gül yüzünü
Bilemedim
Bu davet asırlardır asılı
yankılanıp duruyor, belli ki haberin yok
Gittiğin yer ya çok uzak, ya ben uzağım sana
Bilemedim
9 Mart 2018 Cuma
Kıyamet
Hiçbir yaprak, sonbaharda salıvermiyor toprağa kendini.
Kendi dalında kurumak bahtına
Sana adanmış mevsimler,
eskimeyen masalların,
ya da bir efsanenin,
Belki bir kaç yıl öncesinin,
Oyuncağı oldu.
Bir deniz sanırsın
önündeki çaresiz yatan aldırmazlığı.
İşte gittiğin günden beri
bu fütursuz serzenişlerim kendime.
Belki aynalara,
güneş doğarken biraz acıklı aslında.
Alevin maviliğe çalmıyor
Hey kararsız mevsimim
Kıyamete mi hazırlanıyorsun?
Bir gelin gibi
Ufukta arıyorum kırıntılarını.
Doğacak günümden yerken
Dilenci gibi
İş ediniyor
Bu mecrada kalbim
Çölün edilgen
Sen etkilisin.
Bu yağmur,
çoktan ikiye böldü ikimizi.
Çoğalarak kayboluyorken,
Uzaktan sevmek,
Yol haritasıdır unutabilmenin
Bu yağmur,
Yağmasın artık
Bölünecek kara parçam kalmadı.
8 Mart 2018 Perşembe
Güneşe Serenad
Bulutları yakıştırıyor bana
Güneş
Yalnızlığa itik, biçare
Konuşalım dese susar tüm harfler
Gizlenmiş çehresiyle
Çerçevesinde resmin günbatımının
Bu aymazlık bıkılası;
Gelmez ki bir ikindi de sereserpe
Bir divan keyfine kahvenin köşesine
O ellerin gibi ısıtan,şevkatli
Bir çay demleme zamanında ya da
Suskun,kumarbaz hayatının
Kıymetini bilemediğin nefesinin
Böyle cömert ışığının
Koparak gelen hayatına
Bulutlar yaklaşıyor
zamanın kısacıklığına
Ardından gizlek bir yağmur
İçimi ürperten
Tüm harfler ayaklandı
İsyan ederken cümleler
Son buldu şiir son deminde
İnce belli bir bardakta yahut fincanda
Isıtan,koyu ve kaçak
Yahut telvesi koynunda
Ellerin gibi
Üstüne bi bardak soğuk su içilesi
Güneş tenime değdi değeli
Güneş
Yalnızlığa itik, biçare
Konuşalım dese susar tüm harfler
Gizlenmiş çehresiyle
Çerçevesinde resmin günbatımının
Bu aymazlık bıkılası;
Gelmez ki bir ikindi de sereserpe
Bir divan keyfine kahvenin köşesine
O ellerin gibi ısıtan,şevkatli
Bir çay demleme zamanında ya da
Suskun,kumarbaz hayatının
Kıymetini bilemediğin nefesinin
Böyle cömert ışığının
Koparak gelen hayatına
Bulutlar yaklaşıyor
zamanın kısacıklığına
Ardından gizlek bir yağmur
İçimi ürperten
Tüm harfler ayaklandı
İsyan ederken cümleler
Son buldu şiir son deminde
İnce belli bir bardakta yahut fincanda
Isıtan,koyu ve kaçak
Yahut telvesi koynunda
Ellerin gibi
Üstüne bi bardak soğuk su içilesi
Güneş tenime değdi değeli
5 Mart 2018 Pazartesi
Taş
Bir sokak var
Kendi masalında
Taşlı yollarında yalın ayak yürüdüğüm
Sabaha kadar
İğde ağaçlarının kucağında
Çok uzak değil taa şurada
Ne zaman sıkılsam
Kendimi atarım
Ve oturur başucunda
Başım okşanır gibi
Şiir yazarım
İçimi döktüğüm
İğdeler dökülür
Ve ben ellerimi açarım
Önce ben severim
Taşlı yolları sokağının Diyarbekirimin
Kararır durur
Ben aydınlanırken
Kendi masalında
Taşlı yollarında yalın ayak yürüdüğüm
Sabaha kadar
İğde ağaçlarının kucağında
Çok uzak değil taa şurada
Ne zaman sıkılsam
Kendimi atarım
Ve oturur başucunda
Başım okşanır gibi
Şiir yazarım
İçimi döktüğüm
İğdeler dökülür
Ve ben ellerimi açarım
Önce ben severim
Taşlı yolları sokağının Diyarbekirimin
Kararır durur
Ben aydınlanırken
Yoğurt-Pilav
Ben hiç kalem taşımam, taşıyamam.
Hiç bir acıya arkamı dönüp bakamam.
Biraz tuzu eksik olsa da;
Hiç bir yemeğin tadına bakmadan
yapamam.
Ve hiç silmem yazdıklarımı
acıdan kanırtsa da,
okunur da ağlatmaz diye.
Ve kaşık sallayamam pirinç pilavına
Yanıbaşında yoğurt olmadan
Bu kadar beyazdır yazamadıklarım
Ben hiç silgi taşımam, taşıyamam
Acıyı silmem,silemem
Olgunluktur.
Aynaya baktığım beyazlığımdır.
Kağıt da taşımam, taşıyamam
Hüznü okurum en uzağından
tanırım.
Karnım toktur.
Gözüm aç sadece
Beyaz rüyalar peşindeyim.
Rüyalarım yoğurt pilav
Karıştırır dururum.
Hiç bir acıya arkamı dönüp bakamam.
Biraz tuzu eksik olsa da;
Hiç bir yemeğin tadına bakmadan
yapamam.
Ve hiç silmem yazdıklarımı
acıdan kanırtsa da,
okunur da ağlatmaz diye.
Ve kaşık sallayamam pirinç pilavına
Yanıbaşında yoğurt olmadan
Bu kadar beyazdır yazamadıklarım
Ben hiç silgi taşımam, taşıyamam
Acıyı silmem,silemem
Olgunluktur.
Aynaya baktığım beyazlığımdır.
Kağıt da taşımam, taşıyamam
Hüznü okurum en uzağından
tanırım.
Karnım toktur.
Gözüm aç sadece
Beyaz rüyalar peşindeyim.
Rüyalarım yoğurt pilav
Karıştırır dururum.
3 Mart 2018 Cumartesi
Kül
Ecel nefes alıyor
Yanıbaşında,kavşağında her sevdanın
Havaya karışarak
Koklamak isterdim havayı
Teneffüs ederken, aralıksız
Şiirin canı çıksa huyu kalır
Kokladım külmüş meğer
Şiir ölür ve doğar her günbatımında
Böylece yahut böylelikle
Konduramazsın hiçbir canlıya ölümü
Ki şiir hep canlı atar
damarı acıya
Geceye tek şahit ay ışığıdır bilsen
Her yer karanlık kime ne?
Şiir can çekişirken
Kör bir geceyse şimdi
Şiir son sözlerini söylerken
Böylece yahut böylelikle
Biter ve gider anılar
Tutuşur,tutuşturmakta
Ecel
nefes nefese
Kapıda,kapısında sevdanın
Yanıbaşında,kavşağında her sevdanın
Havaya karışarak
Koklamak isterdim havayı
Teneffüs ederken, aralıksız
Şiirin canı çıksa huyu kalır
Kokladım külmüş meğer
Şiir ölür ve doğar her günbatımında
Böylece yahut böylelikle
Konduramazsın hiçbir canlıya ölümü
Ki şiir hep canlı atar
damarı acıya
Geceye tek şahit ay ışığıdır bilsen
Her yer karanlık kime ne?
Şiir can çekişirken
Kör bir geceyse şimdi
Şiir son sözlerini söylerken
Böylece yahut böylelikle
Biter ve gider anılar
Tutuşur,tutuşturmakta
Ecel
nefes nefese
Kapıda,kapısında sevdanın
1 Mart 2018 Perşembe
Sahipsiz
Resimler duruyordu çekmecede
Konuşan,tartışan kendi arasında
Hatıraların belini kırarak
Dili damağı kurumuş, yutkunarak
Anlatan siyah beyaz bir ekranın karıncalanmasına inat
Benim anlamadığım
tüm renklerden bir dil
Karmaşık bir problem
Getirdi resimdeki çocuk
Benden çıkarak babasına doğru
Bir el çiziktiriyordu çalakalem
Manzara çoktan manzarasız
Fotoğraf konuşuyordu sahipsiz
Tek suçu tarih atılmamıştı
Bir el vardı kime ait bilmiyorum
Araya giriyordu, en şahane manzaranın
Kime aitse duruyordu resim
Masanın sahipsiz bir ucunda
Eski bir plağın sesi onu ağlatırken
Birbirine sarmaş dolaş
Konuşan,tartışan kendi arasında
Hatıraların belini kırarak
Dili damağı kurumuş, yutkunarak
Anlatan siyah beyaz bir ekranın karıncalanmasına inat
Benim anlamadığım
tüm renklerden bir dil
Karmaşık bir problem
Getirdi resimdeki çocuk
Benden çıkarak babasına doğru
Bir el çiziktiriyordu çalakalem
Manzara çoktan manzarasız
Fotoğraf konuşuyordu sahipsiz
Tek suçu tarih atılmamıştı
Bir el vardı kime ait bilmiyorum
Araya giriyordu, en şahane manzaranın
Kime aitse duruyordu resim
Masanın sahipsiz bir ucunda
Eski bir plağın sesi onu ağlatırken
Birbirine sarmaş dolaş
İKİLEM-E
Bir gökyüzü sevdim
Bir limanın eşiğinden
Dönercesine ağlatan
Bir durak ötede demlenirken çay gibi
Susuyorum bu şehrin virane sokakları için
İçime içime atıyorum
Bulut bulut
Şimşekler çakıyor suratıma suratıma
Ben yine o özlenen şehre
Ağlıyorum
Palas pandıras
Bilmeden
Bir limanın eşiğinden
Dönercesine ağlatan
Bir durak ötede demlenirken çay gibi
Susuyorum bu şehrin virane sokakları için
İçime içime atıyorum
Bulut bulut
Şimşekler çakıyor suratıma suratıma
Ben yine o özlenen şehre
Ağlıyorum
Palas pandıras
Bilmeden
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)