22 Aralık 2018 Cumartesi

MASAL

Ufuk adımını attı mı kalbime,
Sesi çağılır uzak diyarların
meşhur rüzgârlarıyla.
Uğultu alırken başımı,
En taze güller doğardı avuçlarımda.
Tutardım avuçlarını,
Toprağın,bastığın...
Oksijenini depolardım boş bidonlarına.
Yağmur damlası parmak parmak
Gözüme değerdi.
Ben körkütük sarhoş şehirlerin,
Toplama merkeziyim.
Kocaman pencerelerinden bakarken,
Sokaklar çırılçıplak.
At arabalarından hayalleri var oldukça,
Çoçukların yarı aç yarı tok.
Ve yalın ayak...
Masal bu ya,
Üşütmez hiçbir yün kazak,
kaldırımlar kadar yurtsuz kalbi.
Sosyal bankları,kabarık cüzdansızlığında.
Çocuk görüşlü birbirimize uzak olan;
ama geçme vakti gelmiş trenlerin, istasyonlarında yazdığımız şiirler,
Sarı duvarlarda bekler.
Batık güneşi ıslatıp,
Balkondan astığımız
Suçsuz günahsız
Ve çiçeksiz yarınlar beklediğimiz
Sevgilinin hayallerini de kapsar.
Ve sokaktan çağrılmayı bekleyen,
Kocaman insancıklar serpilen
Barok şişirilip klasiğe razı gönüllerin
Doğduğu yine hastanelerinden
Ciyak ciyak sessizliğinin içine
Edilgen hayatlarıyla avuçlarımda
Güller çıkagelir.
Masal bu ya biter en tatlı uykunun,
Çocuksu tebessümünde
Şiir.

16 Aralık 2018 Pazar

AYNA

Hüzün saatleri doğumunsa
Her gün döner kendi ekseninde
Duvarlar örülür baktığın manzaralara
Ve sayılmaz fikrin
İçinden geçse bile masumiyetin
Kış güneşi kapında seni bekler
Bel bağlandığin düşler şahit oluverir sana
Koyup giden dünlere dürttüğün sevgiliye
Yazılmamış şiirleri hapsederken
Yaşlanmış yüreğine
Bulutlara kapanmış harflerden
Gökyüzünden almış renkleriyle
Dolar hava karamsarlıkla
Ciğerlerinden daha derinlere
Denizin mavisi ve bir o kadar
Uçar dimağından
Sana doğar yine gün
Ve duvarlar örülür ikinizin arasına
İki uzak şehir say
Hiçbir deniz istemez azalsın suyu
Ve nehirler taşarken sinirlidir
Alır önüne katar evleri,anıları
Güzel anıları da aynalar götürür
Kırışmış suratlar, ak saçlar
Dik dik bakarken suratına
Mevsimler döner
Hayat kısalır sence
Emeklersin yürümeyi bilsen de
Her gün döner kendi ekseninde
Senin dünyan da döner
Dönmek istersin kundaklanmış gençliğine
Bulamasan da yerinde


12 Aralık 2018 Çarşamba

GÜNEŞ

Dökülür aralık ayından bir yaprak daha
Ömrün
Yağmur sesiyle yaklaşan ölümün
Sesine karışırım kulaklarımdan
Girer yine çıkmayacak gibi
Damla halindesin hâlâ
Avuçlarımda
Yıllar öncesi gibi kırmızı olursun
Gelincik tarlası basmış üstün başın
Ben baharı özleyen çocuk
Sen gelmeyen sevgili
Güneşi kayıp mevsimsiz şehirlerde
Bana kışlar yaşatan ayazımsın
Sen şehri meşhur soğuk olan kentlerde
Can suyu almışken,yaşıyorken
Ben yorganın altında
üşüyen çocuğum
Titrek, üzgün ve
biraz Ankarayım. 

7 Aralık 2018 Cuma

YAĞMUR

Oysa her yağmur
Şehirleri götürür uzaklara
Sahip olmaz yalnızlığına
Aynalar hariçtir gazelden
Görünmesidir suretinde yanışının
Birbirine acımayan yorulan
kavgacı bedenlerin

Oralı olmayan hiç bilemez
Şehirler kaldırmaz hiçbir hakareti
Sussun isterken alevindeki kurbanının
Amaçlar hariçtir
Gezilmesidir tanıdık semtlerin
İçinden hariciyen
Meydanlar kalıp beklemez
Hiçbir sevgiliyi
Gözyaşlarını sadece yağmur götürür
Kapı önü bekleyişler
Sadece nöbetçiler içindir
Gidenler beklenilmeyendir
Oysa beklemek erdemdir
Sevgisiz kalmışsa çiçek
Sudan medet umar
Her gözyaşı biraz umuttur
Ve her yağmur yerle bir eder şehirleri
Toprağa can iken.

3 Aralık 2018 Pazartesi

Sis

Sislerin dolaştığı ruhların hapsettiği
Kentler doğdu sancılı
Kayıp çocuklar saklanmış
Koyu harfle karşılayan bizi
Sabahlardan akşamlara akan zamana
Sesler dolaşıp çarparken aynalardan
Susar tüm şehrin gerçek sesleri
Küçülür kelimeler tüm sözlüklerde
Kendini bilmez sisler takılır peşime
Kursa saat tekrar her yıldız doğumunda
Uyandırsa beni uykusuzluğumun içinden
Sesin bir hayalet gibi yayılır kentime
Soğuk otobüs duraklarında daha hissedilir
Sessiz gidişlerimiz duyulur yedi dizeden
Kaybolan adımlarınmış oysa ki
Işıklar tesadüf aydınlatırken
Biter şiir biter sis güneşler doğarken
Sancılı
Yıldızlar kaybolur hayatımdan