25 Mayıs 2018 Cuma

Renkler Çizgiler

Çocukça bir yalnızlığım var elimde
Kuytularda gizlenirim
Elimde pusulam
Yanlış yönleri gösteren
Kaybolmanın tadı damağımda
Aradıkça karşılaştığım yüzlerden kaçarım
Çocukça bir kalp mi desek?
Biraz ekmek tadında açlığım
Dolanırken kaybederim sevdalarımı
Uğruna savaştıklarımı
Bir bir
Gömülürüm tarihe bir gezginin yüreğiyle
Bitmez çocukluğum
Aynalar beni küçültüyor,
Renkler ve çizgiler
Kendi elimde

Ses

Konuşamam ki;
Sesin perdelere düşer.
Yağmurlar konuşturur sesini
Senin elinden
Ben dilsizim doğuştan
Dokunduğundan beri gök damla damla
Avuçlarım yanar gülden,
Yüzüm gözüm kıpkırmızı,
Kan gülleri getirir seni , sesini yaprak yaprak
Yağmurlarla
Ve damlar tavandan
Sesin odamın içinde
Odayı sesler alır ışıklar doğurur
Boğulamam ki;
Eşyalar yürür kendi kendilerince,
Ben sırılsıklam koşarım arkandan
Sesine yetişemem,
Deler geçer odamın duvarlarını,
Yürüyemem ki;
Ayaklarıma takılır sesin,
Ağırlığın yüreğimde
Bir görünür bir kaybolursun,
Çiçekler yeşeririken bahçemde,
Koklayamam ki;
Dünya sen kokarken
Avuçlarım sen, sesin iken,
Toprak küser bitkiye o biçim,
Bahçeler sınırlarını aşar, koparır
Azgın bir boğa gibi
Sana büyürüm,
Ki ben büyüyemem ki;
Ruhum ikizidir gölgelerinin
Işık bilmez odalarında,
Sesin şehrin tüm meydanlarında,
Seyrediyorum şehri yukardan kuşbakışı
Bulutlardan
Yürüyemem ki;
Ayaklarımı yerden kesiyorken sesin.

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Kalabalık yalnızlık

Kalabalıklar arasında yalnız biri olmak,
Yılan gibi kıvrılmak arasında,
Sessiz,sakin su gibi...
Sinsice avına yaklaşan arslanca
Kendimi daha çok hür hissederken,
Değişik yüzlere bakarak hafızamdakileri tüketmenin heyecanıyla,
Çocukça bir lunaparkın önünden kalp atışlarımın okunması gibi
Yalnız yürümek kalabalıklar arasında,
Daha yalnız hissederdim yalnız kalabalıklar arasında,
Bir sinemanın önünden geçerdim kapalı gişe,
Dışarıdan bakabildiklerimle yetindiğim,
Huzuru arayan kişi kıvamında,
Kahve kahve dolaşırdım.
Yudumlamak için kalabalıkları,
Yapayalnız...
Sarkardım bir kuyusuna beni tutan kalabalıkların
İçerdim kana kana suyunu yalnızlığımın
Bir de İstanbul olsaydı masamda
İşte kalabalıklar sel olurdu
Yalnızlığıma bir anlam yüklerdi
Ben yüklerle mutlu bir hamal.


20 Mayıs 2018 Pazar

Çığlık

Güneşi ertelemedim hayatımdan,
Ertesi yok mavilerinin,
Hayallerimin,
Bir manzara var karşımda,
Sahipsiz bir ada
Adada ben
Yani benim o ada
Gölgeler kaçarken benden
Ben elimde değnek
Uçsuz bucaksız derinlikli denizlere bakan
Hayatın tik takları sadece
Telaşsız
Zaman kocaman bir balina
Ve ben onun içinde doğumu bekleyen bir bebek,
Doğuyorum
Denize doğru adımlayarak
Traktör hızında
Bir mektup şişesindeyim yahut
Dalgalar koynunda
Ben mücadele ediyorum.
Sanki sensin avuçlarımda
Bırakamıyorum.
Ne o adayı ne de zamanı
Yüzüyorum bilinmezlere
Sahipsiz bir ada
o adada ben
arıyorum gökyüzünde seni
bulutlar var yarenlik eden bana
bir de yağmurlar avuçlarımı dolduran
yani ellerin
doğaya kaçmışsın fark ettirmeden
maviler kucaklıyorum sen diye
delirmişçesine.
Bir çığlık sesim kaldı dünyada
sana harcadığım

Yollar

Uzadı yollar sana
Karmaşık, çetrefilli
Uzadıkça daha da
Daha da özlendi, kenetlendi.
Sen o şehirlerin kalelerinde zincirli duruyorsun oysa
Oysa benim ellerim kollarım bağlı
Uzadı yollar buğday başaklı
Kuruyan, dökülen taneleri gibi
Adım atsa koşacak gibi bir tayın
Yüreğim
Uzadıkça saçların gibi
Yetişemeyen kolllarım
Masalsı rapunzeli
Uzadıkça uzuyor
Yollar, kollarım, saçların...

8 Mayıs 2018 Salı

GECE

Geceyi yazdım sana,bulut dolu geceyi
Yağmurlar getirdi avuçlarından
Dokunan,ayrılık kokan
Bakımsız ,kurumuş ellerimden çıkan
Ölüm kokan topraklardan
Geceyi içerek getirdin bana
Karanlık,izbe ve yarınsız
Soğuk gibi titrek ellerimden yazdım
Ses verdiğin.yankılarından
Hani deprem gibi
Aniden yazdım seni
Geceyi yazdım simsiyah saçlarından
Ve yıldızlardan takılı biraz
Seyrettiğim toprak damlardan yaz geceleri
Sımsıcak yağdın
Kan gibi kıpkırmızı
Güllerden geçerek,solarak,çürüyerek
Geceyi yazdım sana bulut dolu
Bir yudum su içer gibi.

4 Mayıs 2018 Cuma

Kırmızı Otobüs

Kalbim çaresiz bir dilenci
Açıyor ellerini
Beklentisiz sana,
Kuşkular doğuruyor
Günden güne sana birikerek,
Ya gelmezsen...
Ben bir köşe kolluyorum.
Kırmızı rengi hiç tanımazdım,
Seni getiren otobüsü görene dek
hiç fark etmezdim.
Ve o saatte yine durakta oluşunu,
hesap edemezken.
Herhangi bir yerde, her otobüs
biraz kırmızı.
Gülller açıyor şehir
seni alıp götürdükçe.
Gölgesi,
siyaha çalıyor asfaltta.
Kırmızı renkleri de alıp götürüyor
hayatımdan
otobüs.


Maalesef

Gün ışığı pencereme vurur.
Ellerin vurur sanki;
o rüzgarın getirdikleridir saçlarından akan yıldızlar.
Kalbimin sesi duyulur uzak diyarlarından
Sen tutarsın bulutlarınla ellerimi,
Alır gökyüzüne kaçırırsın,
Göçmen kuşlarla iklimlerine.
Kuşak olur gök rengarenk
Boyamak gelir içimden çocukça,
Fırçalarım umursamadan seni,
silmeden içimden geldiğince.
İmgelerimden akarsın ve her yer kokun olur
oysa şimdi o çocukluğumuzun baharları yok bu diyarlarda
Çicek koparmak yasak!
kokusuz,renksiz uyanmaktayım
sana uyanmamak en korkulandı
ve gerçekleşti.
Maalesef!