26 Haziran 2018 Salı

Kara

Gün batımı doğuruyor
Yine kuzguni kara saçlarını
Çerçevesi kopuk,eskimiş
Bir resim duvarımda
Denizin içinden
Koyup gider ellerimle,bedenim
O resmin hikayesine,
Bilinmez seyahatine...
Ben toprak olurum verimli
Seni bağrımdan hâsât ediyorken
Bir resim çiziktirir ellerim
Koca okyanuslar alır
Götürür zihnimin çaresizliklerine
Hayallerim zincirli
Görse de gidemez karşı kıyıya
Bekleyen gemiye
Uzaklar bekler beni
Ufuk çizgisinde biten hayatlar
Sana kalmış unutmak
Yüzerek geçerim sana
Sen baksan da tanımassın
Kararan gözlerini biliyorum
Saçlarından almış.

22 Haziran 2018 Cuma

Gelgit

Dalgalarla geliyorsun köpürerek
Ben boğuluyorum suratına bakarak
Masum bir çocuğum artık
Kayıp günlerimi arıyorum
Sen sessiz bir notayla çıkıp geliyorsun
Denize çoktan güneşin vuruyor
Ben boğulan ağıtlar yazıyorum
İçimden
Denizi içerek
Kayaları çarpıp kaçıyor dalgalar
Ortadan ikiye ayırıyorsun beni de
Beynimin hücrelerinden geçerek
Durgun su oluyorsun ansızın
Bedenim alışkın değil bu gelgitlerine
Sen benimle oynuyorsun
Ben oyuncağı alınan çocuk
Çırılçıplak kalıyorum çölde
Bir kuyu arıyorum
Sal beni içine kalayım
Dolunca gözlerin çekersin beni yukarı
Ben zaten havalara uçarım
Yosun getirir denizlerden
Sen ellerinle yapışırsın bana
Konuşamam
Uzak Akdenizin  Ceneviz limanlarına uğrarım
Tarih at ne olur
Bana ayırdığın bir çağ olsun
Doya doya yaşamak isterim
Dolunay çıkar çıkmaz
Denizlerde ol
Beni yalasın isterim kumlar
Bacaklarım tuzdan yansın
Nar gibi
Koyup gitme sakın
Ben limanları sahiplenirim
Uzak Akdenizin Ceneviz limanlarına uğrarım
Sen olmasan da uğrarım

CEPHE

Elime yazsam diyorum
Gökyüzünden çalarak
Bir boya fırçasıyla
Damlatsam yüreğimden
Deniz kokusu sarsa bedenimden dünyayı
Çocuk olsam yeniden
Sek sek oynasam adımlarken taş sokağı
Yaşamak ne kadar huzur olurdu anlamı
Koparsam gül gibi kendimi öz vatanımdan
Belki kışlar erken giderdi penceremden
Ve yazlar hiç eksilmezdi
Defterimden satır başlarıyken
Ben hep atladım sayfalarca hem de
Ömrümden direnerek
Gün doğumunu izlerken balkonumdan
Ayaklarım sarkarken yerçekimine doğru
Ben hürriyeti kovalardım denizlerde
Yelkenlilerim oldu hayalet
Savaştım benliğimle
Sana mağlup olurken
Kaç cephe yitirdim senden sonra
Bilemessin
Geri dönmek isterken
Hep kaybettim.

8 Haziran 2018 Cuma

SUS

Susmaz ki zaman
Zırıl zırıl ağlar bir köşesinden
Bir melodi gelir bir yerlerden
Yüzyıllardır zerreleri dolaşırken
Kulağının ucunda
Seni tıklatır
Hatıralar saklanır sanırsın
Çıkar ardı ardına her köşeden
Çocuğun vardır
Utanırsın yine de ağlarsın
Genç kalbinin attığı yıllar
Çağırır işte
Elleriyle tutuyor seni zaman
Kırılgan olsan da aynalara
Güzeldir geri dönüşler
Zihinden geriye dönüşler hele...
Bir vapuru çağırırsın ayaklarına
Tren mesafesinde koşmak istersin yılları
Ama uçurur seni zaman
Susmaz ki zaman
Zırıl zırıl ağlar bir köşesinden
Hatırlatır yaşlandığını
Ellerinin o eski dermanının
Olmayışını.

2 Haziran 2018 Cumartesi

Tren

Sıcak bir günden notlar yazmak isterdim.
Ellerimle kurumuş,çatlamış yerinden
Belki geleceğin trenin
saati şaşmıştır
İstasyon ağlar
Yağmurdan kaçan küçük çocuğun
Eve ulaşabilme hayaliyle
Son kapı kapanınca
Hayat üzerime bir çarşaf gibi
Sen uyandırmadan
Üstümü örter bir anne şevkatiyle
Rüzgarlar
Bulut olur yağmur niyetler haziran
Hayret!
Kulağıma eski bir melodi çalar zaman
Kaybeder güneş kendini
Bir titreme alır içimi
Sen yoksun,taşlar sırılsıklam
Parladıkça gözlerimi alır
En tepeye atar.
Yağmur,soğuk
Bir gün kadar
Yazılır defterine ovanın
Bu kaçıncı veresiye
Alıp, çalıp götürdüklerinin içinden.
Seni götürür,
Çocukluğumun yazlarını,
Avludan görünür parlak gökyüzü
Tutulursun dar çerçevelere
Ben saate bakarım
Kulağım tren sireninde.