27 Kasım 2019 Çarşamba

ELZEM

Işıklar saçılır olmuş
Masa örtüleri kirlenmiş
Sahil boyu meyhanelerinin
Gözleri yollarda tren istasyonundan ışıklı
Bakışı erguvan renginin kestiği
Parmaklıklar arkasında
Saksı sulayan suçlu gözyaşları
Dökülür olmuş
Deli deli sesleri yankılarından geliverdiği
Kokular ısmarladığım
Şehrin tüm ayrılıklarından
Vazgeçemediğim
adı ünsüz caddelerinden
Kaçılır olmuş
Üst üste sokakları deniz doğuran
Kadim kentlerin öksüz bakışlarına
Yitip gidilir olmuş bir cumartesi
Kaskatı kalkınan suratları
Şimdi buradaymış gibi
Elinde tahta valiziyle duran
Garip bir adamım gözünde
Yıkılan tüm şahaneyi duvarlarının
Arasında kalan şiirlerim
Sıkışır olmuş
Biriktirdim bi kösele ayak daha
Soyunup girdi pabuçlarıma
Tırnağımdan özlediğim belli
Tepesine kar yağan damları
Kaskatı soğuk entarisi cebi cepsiz
Götürdükçe elini kaybolan
Elimi götürdükçe avuçlarına tıpkı
Karıncalanır olmuş
Soğuk otobüs doldurulmuş şehrimin
Sıkıştıkça bağlandığım hayata
Bir iz bulabilmişliğin rahatlığıyla
Sahiller kokluyorum
hep aynı tuz kokusunda
Kokuşur olmuş
Aşırıyor bir balık daha seni
Oltamla kucakladığım pul pul
Atlasam tutar mı ya da atarmı
Yalın düşüncelerin beni
Ya da sürükler mi
Kıyılarına
Bilemedim.
Bilinmez olunur oldun içimde.

17 Kasım 2019 Pazar

Çorak

Güneş ardı ardına vuruyordu sabahı
Ben bir guguk kuşu
Sen bozuk yelkovan
Gelmiyordu kavuşmak
Güneşi görmek içimden
Ellerim tavan yapıyorken ellerine
Günübirlik seviyor diyordum
Her ulaşmak biraz uzaklaşmak gibi
Denk gelmiyordun görmeye
Filizlenip içimden
Boğazımdan beynimden fışkırarak
Kuruluyorsan namerdim
İçinden hareket etmek bile gelmiyordu
Deli taylar gibi
Kaplumbağalar gibi göç peşindeydin
Kurak topraklardan maviliklere
Her zihnimden düşünce tepetaklak
Toz toprak oluyordu vücudum
Yağmurun duasına kalıp
Gürülce bir dille ıslatıyorken
Islanıyordum ardı ardına 3 damla
Ben,sabah vuruluyorduk

6 Kasım 2019 Çarşamba

DÖRT DUVAR


Koyulurdum bir demlik çaydan öte yalnızlığa
Gidip geri gelebilen yüreğim olsaydı
Arkamda gözlerin beni çığlıklara boğan
Soğuk ellerimden bırakıp kendini hoyratça
Uçurtmalar koparırdım uğruna
Çocuk kalbimle
Huzur dolu kucağında kedi misali kıvrılarak
Yüzyıllarca uyumak, uyanmak ellerine
Yeni doğmuş gibi
Ve Defalarca seni dinlemek taş plaklardan
Bulup buluşturduğum Cihangirin arka sokaklarından
Sesini yüzyıllarca öteden duyabilmek
Havaya karışmış isimlerden seninkini ayıklayabilmek
Korumak ceketimin altında seninle dünyaları
Evsiz yurtsuz biri gibi
İsterdim elbet
Bu dizelere sıkışıp kalmasaydın.


1 Kasım 2019 Cuma

Girdap

Kolay değil rüzgarının ardından
Yürümek
Ufuksuz,çizgisiz karmakarışık
Sokulmak gibi bir kayanın ardına
Bitirdiğin günleri düşünerek
Enseyi karartmadan
Tertemiz sayfalardan başlayarak kirlenmenin hazzıyla bir taşım suyu
Yazmak, ardı ardına yazmak
Uçsuz,bucaksız melal
Korur seni de bir yerde cümlelerin
Sağlam, bastığın yerden
Akar avucundan bir yudumluk
Bir tebessümlük sohbetler gibi
Ayrılık her daim peşindedir
Aidiyetsiz kentler biriktirirken
Kapı önü süpürgeliklerine dolan
Sen ellerinle kucak açacağın
Topraklara filizlenen
Koyu kahveden damıtılmış
İçerken mutlu mutsuz anılar
Telvelenmiş
Çamaşır ipiyle tutunan
Kuşkusuz,umutsuz karamsar
Plânlar,hayaller hayatlar
Koşarak kaçardım senden
Çareyse unutmaya
Birikiyordun oysaki
Kova kova boşaltırken
Avuçlarım avuçlarına yosun