Bir kalp ağrısı kaldı
Her hicran günün ertesinde
Sordum: Ey soluksuz ömrüm
günleri eriterek kayboldun
bir sabun köpüğü misali
Ve bir melodiden ibaretsin
Her nota bir öncekinin tekrarı gibi
Finali olmayacak bir şarkının
Tiz seslerimin, çığlıklarımın kendi kısık harfli
Şimdi şarkılar öksüz içimde tuttuğum
İçimden,ağlamaklı ama...
Melankolik
Bu kalp ağrısını susturamıyorum
Ya bu şehir anlamıyor
Ya da şarkılar bu şehre ait değil.
İçimde büyüyen bir bebek gibi
Kalbi yaralı, bir güvercin gibi
soğuktan üşümüş, acıkmış
Susturamıyorum içimdeki hüznü
Bir nota gelip düğümleniyor boğazıma
yazabilsem, ah! yazabilsem.
27 Şubat 2018 Salı
25 Şubat 2018 Pazar
İZLER
Bu sokaklar
Yalnızlığımın simgesi bu sokaklar
Yürüdükçe kısalan adımlarıma,
sana doğru
tercüman olsa da
Kolay silinmeyecek gibi
her adımda biraz daha uzaklaşan izlerle,
ellerim üşür;
ellerini düşündükçe ,
tutamadığım ve tutamayacağım bir daha
Ellerim cebimde
Avuntularım, avuçlarımda
Sıkıyorum dişimi
Bu sonbahar,bu kış
elbet geçecek
Yaza erebilseydim
bu sokaklar bayram yeri olurdu,
bu güneş hiç batmayacak gibi olurdu
Bir çocuğun kanan yüreği gibi çırpınırdım
Ellerim üşümezdi
Yürüdükçe, yaklaşırdım o kaçınılmaz sona
o ayrılığa
görseydi o güneşli günleri
ellerinle getirdiğin
Yalnızlığımın simgesi bu sokaklar
Yürüdükçe kısalan adımlarıma,
sana doğru
tercüman olsa da
Kolay silinmeyecek gibi
her adımda biraz daha uzaklaşan izlerle,
ellerim üşür;
ellerini düşündükçe ,
tutamadığım ve tutamayacağım bir daha
Ellerim cebimde
Avuntularım, avuçlarımda
Sıkıyorum dişimi
Bu sonbahar,bu kış
elbet geçecek
Yaza erebilseydim
bu sokaklar bayram yeri olurdu,
bu güneş hiç batmayacak gibi olurdu
Bir çocuğun kanan yüreği gibi çırpınırdım
Ellerim üşümezdi
Yürüdükçe, yaklaşırdım o kaçınılmaz sona
o ayrılığa
görseydi o güneşli günleri
ellerinle getirdiğin
19 Şubat 2018 Pazartesi
Gri
Bir düş kurarım
Yalansız,duraksız
Soluk renklerden,
Yoktan biten ağaçlar suladığım,
Susuzluğumun yüzyılında
Ve sonbahar yaşarken
En uzun
Ömrümün en kısa kesitinde
Gelgitlerden kumdan kalelerim olur
Güneş,bahar ve yalnızlık
Uyum içinde
Düşlerimdeki renkler gibi delişmen
Hayatıma girerken
En son gri çıkar
Bir daha dönmemecesine
Yalansız,duraksız
Soluk renklerden,
Yoktan biten ağaçlar suladığım,
Susuzluğumun yüzyılında
Ve sonbahar yaşarken
En uzun
Ömrümün en kısa kesitinde
Gelgitlerden kumdan kalelerim olur
Güneş,bahar ve yalnızlık
Uyum içinde
Düşlerimdeki renkler gibi delişmen
Hayatıma girerken
En son gri çıkar
Bir daha dönmemecesine
Bumerang
Denizin kokusu ve
Martıların sesi
Ne kadar da uyumlu
Şiirin kafiyesi gibi
Gitmek ister yürek
Atarak, arzulu ve iştahlı
Ama yok işte
Adımlarım yankılanır
Soğuk kaldırımlarda
Koklarken
Ve özlerken
Dik başlı bir canavar gibi
Çoğalıyorum sana
Kaybolurken bu gezegende
Hayat yokmuş burada
Sesinden ibaret haricinde
Yankılanırım
Ve sana döner her yol
Bumerang gibi
Keser göz ucuyla gözlerin
Renkler harmonisinde
Martıların sesi
Ne kadar da uyumlu
Şiirin kafiyesi gibi
Gitmek ister yürek
Atarak, arzulu ve iştahlı
Ama yok işte
Adımlarım yankılanır
Soğuk kaldırımlarda
Koklarken
Ve özlerken
Dik başlı bir canavar gibi
Çoğalıyorum sana
Kaybolurken bu gezegende
Hayat yokmuş burada
Sesinden ibaret haricinde
Yankılanırım
Ve sana döner her yol
Bumerang gibi
Keser göz ucuyla gözlerin
Renkler harmonisinde
17 Şubat 2018 Cumartesi
Yağmur
Biraz yağmur var hayatımda bu akşam
tenime damlayan
Hafif bir toprak kokusu...
Yaşamak güzel Allahım
Şükürler olsun!
Sel olup akıyorken,
Kendimden yola çıkmışken,
Bulamamak var niyette
Ve bir sancı daha...
Kalp ağrısı değil sanki
Doğum da değil
Bir kayboluş hikayesi diyelim
Kelimelerle oynarken,
Yine çocukluk zehirliyor zihnimi
Oynadığım, unuttuğum günler...
Ve algılarken hayatı,
Kayboluyorum büyük bir şehrin sokaklarında
Çıkarsız seviyorken,
Bir duruş kendime dair
Hükümsüzdür ibaresine takılıp kalıyorum
Bir kimliğin geriden seni takip ediyor oluşudur
Ve hayat
biraz yağmurlu
ve ara sıra da güneşlidir.
Kurak geçmese bari
Ey Allahım!
Bu ömür senin yazdığın bir hikaye
Amenna!
Duygular özgür
Bu melankoliklik ya
Çok mu içime işlemiş?
Lezzeti buysa
Ben çoktan pervanesiyim bu zilletin
Bu yağmur kokusu mu keimeleri çağıran şu satırlara?
Kendimde olmadığım, kendimi bulamadığım bir zamandayım
Tam da yağmur zamanı bu mevsim
Bu hayat, cabası...
Hüzünlüyüm bu akşam
Bu koku çoktan beni aldı
Sarhoş olma zamanı.
tenime damlayan
Hafif bir toprak kokusu...
Yaşamak güzel Allahım
Şükürler olsun!
Sel olup akıyorken,
Kendimden yola çıkmışken,
Bulamamak var niyette
Ve bir sancı daha...
Kalp ağrısı değil sanki
Doğum da değil
Bir kayboluş hikayesi diyelim
Kelimelerle oynarken,
Yine çocukluk zehirliyor zihnimi
Oynadığım, unuttuğum günler...
Ve algılarken hayatı,
Kayboluyorum büyük bir şehrin sokaklarında
Çıkarsız seviyorken,
Bir duruş kendime dair
Hükümsüzdür ibaresine takılıp kalıyorum
Bir kimliğin geriden seni takip ediyor oluşudur
Ve hayat
biraz yağmurlu
ve ara sıra da güneşlidir.
Kurak geçmese bari
Ey Allahım!
Bu ömür senin yazdığın bir hikaye
Amenna!
Duygular özgür
Bu melankoliklik ya
Çok mu içime işlemiş?
Lezzeti buysa
Ben çoktan pervanesiyim bu zilletin
Bu yağmur kokusu mu keimeleri çağıran şu satırlara?
Kendimde olmadığım, kendimi bulamadığım bir zamandayım
Tam da yağmur zamanı bu mevsim
Bu hayat, cabası...
Hüzünlüyüm bu akşam
Bu koku çoktan beni aldı
Sarhoş olma zamanı.
10 Şubat 2018 Cumartesi
Yalnızlığa Dair
Çok sonraları
duydum ben bu notadaki ahengi
Bir ritim var yakaladığım,
sokaklarda başıboş, yalnız gezinirken aydığım
kelebeksiz mevsimlerin hüküm sürdüğü,
konuksever coğrafyalarda
Ben yalnızlığın sultanıydım
Ve bu yalnızlık arkadaş oluverdi
Sevemedim hiçbir arkadaşı yalnızlık kadar
adımlarken en sevdiğim şehirleri bile
Simit attığım da oldu martılara
yalan yok
ama hiçbir ele uzatamadım ellerimi
seyrederken masmavi gökyüzündeki ülkemin bulutlarını
Yağmurlar bile sadece benim tenime dokunurken okşadı
ben şevkat dilenmedim hiçbir insanoğlundan
içime döktüm yalnızlığımı tek dozda
Koskoca bekledim kendimi ateşler içinde yanıverdiğim zamanlarda
kös kös oturduğum da oldu
sıkıldığım hatta kendimden
ama arayamadım hiçbir arkadaşı
yerin dolmadı ey yalnızlığım!
Koyup gittiğinde oldu
ve zırıl zırıl ağladığım
peşinden it gibi ben gidiverdim
yalvaran ben oldum
ve hiç ayrılamadık
en yakınımdakiler seni kıskandılar
ben hiç aldırmadım
Çok sonraları
duydum ben bu notadaki ahengi
Bir ritim tutturdum yalnızlığa dair
gidiyorum.
duydum ben bu notadaki ahengi
Bir ritim var yakaladığım,
sokaklarda başıboş, yalnız gezinirken aydığım
kelebeksiz mevsimlerin hüküm sürdüğü,
konuksever coğrafyalarda
Ben yalnızlığın sultanıydım
Ve bu yalnızlık arkadaş oluverdi
Sevemedim hiçbir arkadaşı yalnızlık kadar
adımlarken en sevdiğim şehirleri bile
Simit attığım da oldu martılara
yalan yok
ama hiçbir ele uzatamadım ellerimi
seyrederken masmavi gökyüzündeki ülkemin bulutlarını
Yağmurlar bile sadece benim tenime dokunurken okşadı
ben şevkat dilenmedim hiçbir insanoğlundan
içime döktüm yalnızlığımı tek dozda
Koskoca bekledim kendimi ateşler içinde yanıverdiğim zamanlarda
kös kös oturduğum da oldu
sıkıldığım hatta kendimden
ama arayamadım hiçbir arkadaşı
yerin dolmadı ey yalnızlığım!
Koyup gittiğinde oldu
ve zırıl zırıl ağladığım
peşinden it gibi ben gidiverdim
yalvaran ben oldum
ve hiç ayrılamadık
en yakınımdakiler seni kıskandılar
ben hiç aldırmadım
Çok sonraları
duydum ben bu notadaki ahengi
Bir ritim tutturdum yalnızlığa dair
gidiyorum.
9 Şubat 2018 Cuma
Bu Şehre
Kolay mı kokusuna alışmak bir şehrin
En gürültülü iken dahi
Seni içine çekmesini beklerken
kaybolurcasına
en deli halinle
Nereye gideceğini bilmediğin bir otobüse binerek uzaklaşırken
zihninin merkezinden,
Kendinden de uzaklaşabilmenin tadına varırken,
Çoğalırken içindeki sevginin,merhametin, aşkın
Kaybolabileceği ihtimali üzerine kafa yorarken
Koklamak bir şehri
Denizi olmasa bile
O tuz kokusunda tadabilmek sevgili gibi
Belki kışın bitip tükenmesini beklediğin o soğuk pencerelerde
Şehirler kurgularken, sıcak iklimlerin hüküm sürdüğü,
ve aşkın bendeki karşılığıyla,
Portakal ağaçlı, tropikal iklimlerin,
Uzak hayallere, koşarak, yalın ayak
Bir çocuğun uçurtma özlemi gibi
tutsaklığında,
Apartman dairelerine
Alıştım bu şehre de
demek,
Sana veda etmek gibidir biliyorum
göremeyeceğim
Caddelerinde kalabalık insan sellerini
aradığım fakat bulamadığım
bir adresten ibaretken,
belki de hiç olmadığın
ben bir rüya gördüğümü farzettiğim,
sen yokken bile
Sadece bu şehir varken tahayyülümde,
kokusuna alıştığım, denizi olmayan, tuzsuz ve tatsız,
Hikayesi yazılmamış ömrümün,
Adı konmamış bir filmin senaryosu gibi
alışmaktı bu şehre
Kolay mı?
koklamak, kokusunu benimsemediğin,sevmediğin bu şehrin
ama çaresizce, ama eli kolu bağlı,
ama mecbur işte
Bu şehri koklamak
Kolay mı?
Senden ibaretken
En gürültülü iken dahi
Seni içine çekmesini beklerken
kaybolurcasına
en deli halinle
Nereye gideceğini bilmediğin bir otobüse binerek uzaklaşırken
zihninin merkezinden,
Kendinden de uzaklaşabilmenin tadına varırken,
Çoğalırken içindeki sevginin,merhametin, aşkın
Kaybolabileceği ihtimali üzerine kafa yorarken
Koklamak bir şehri
Denizi olmasa bile
O tuz kokusunda tadabilmek sevgili gibi
Belki kışın bitip tükenmesini beklediğin o soğuk pencerelerde
Şehirler kurgularken, sıcak iklimlerin hüküm sürdüğü,
ve aşkın bendeki karşılığıyla,
Portakal ağaçlı, tropikal iklimlerin,
Uzak hayallere, koşarak, yalın ayak
Bir çocuğun uçurtma özlemi gibi
tutsaklığında,
Apartman dairelerine
Alıştım bu şehre de
demek,
Sana veda etmek gibidir biliyorum
göremeyeceğim
Caddelerinde kalabalık insan sellerini
aradığım fakat bulamadığım
bir adresten ibaretken,
belki de hiç olmadığın
ben bir rüya gördüğümü farzettiğim,
sen yokken bile
Sadece bu şehir varken tahayyülümde,
kokusuna alıştığım, denizi olmayan, tuzsuz ve tatsız,
Hikayesi yazılmamış ömrümün,
Adı konmamış bir filmin senaryosu gibi
alışmaktı bu şehre
Kolay mı?
koklamak, kokusunu benimsemediğin,sevmediğin bu şehrin
ama çaresizce, ama eli kolu bağlı,
ama mecbur işte
Bu şehri koklamak
Kolay mı?
Senden ibaretken
5 Şubat 2018 Pazartesi
ÇOK
çok mu sevdik?
şişe devirir gibi
ey kalbim
durduramadık sevdayı
çarptı durdu kıyıdan kıyıya
denize özlem var biliyorum
kıyıya vurabilseydim
ruhum anca o zaman huzur bulabilirdi
tarifsiz acılara gebe şu dünya
kuruldu kurulalı
bir benim için mi yakıyor güneş?
ve yağmurlar göz yaşını hatırlatan
döktükçe dökerken içini
bu kadar mı insana benziyor doğa?
binip gitsem diyorum dünyaya
dönebilseydi
ve ben yakalayabilseydim
ve bazen geriye
çaldığın hayatın hesabına
çaldıklarıma bir özür borçluyum biliyorum
ve kabarırken deniz, şaşkınca bakakaldığım
içine düşmüş gibi çırpındıkça boğulan
kaybettikçe hatırlayan
bir insanoğlu suretinde
sözcüklerime yeni anlamlar yüklemeyi bırakarak
hüngür hüngür ağlayıp
küfelik oluncaya kadar
çok mu sevdik dünyayı?
dünyadan da hemde
sevdiklerimizin yüzüne bakmadan
kaybolurken kendi hırslarımızın içinde
ve boğulurken,
farkında olmadan ölmüşüz be!
kim okur ki arkamızdan
yüzümüz mü kaldı?
çok mu sevdik?
bağrımıza bastırırken
şişe devirir gibi
ey kalbim
durduramadık sevdayı
çarptı durdu kıyıdan kıyıya
denize özlem var biliyorum
kıyıya vurabilseydim
ruhum anca o zaman huzur bulabilirdi
tarifsiz acılara gebe şu dünya
kuruldu kurulalı
bir benim için mi yakıyor güneş?
ve yağmurlar göz yaşını hatırlatan
döktükçe dökerken içini
bu kadar mı insana benziyor doğa?
binip gitsem diyorum dünyaya
dönebilseydi
ve ben yakalayabilseydim
ve bazen geriye
çaldığın hayatın hesabına
çaldıklarıma bir özür borçluyum biliyorum
ve kabarırken deniz, şaşkınca bakakaldığım
içine düşmüş gibi çırpındıkça boğulan
kaybettikçe hatırlayan
bir insanoğlu suretinde
sözcüklerime yeni anlamlar yüklemeyi bırakarak
hüngür hüngür ağlayıp
küfelik oluncaya kadar
çok mu sevdik dünyayı?
dünyadan da hemde
sevdiklerimizin yüzüne bakmadan
kaybolurken kendi hırslarımızın içinde
ve boğulurken,
farkında olmadan ölmüşüz be!
kim okur ki arkamızdan
yüzümüz mü kaldı?
çok mu sevdik?
bağrımıza bastırırken
1 Şubat 2018 Perşembe
Bu gece
Çocuk kalbimle
Konuşmak istiyorum
Bu havalarda
Küsüyorum aynadaki kendime
İnceden bir sızı akıyor
Dönmek istesem geriye
O çocuk kalbim yaşlı biliyorum
Konuşmak istesem ne çare
Beni dinlemiyor zaman
Sürüp gidiyor
Bir atlı gibi yakalayabilmek ne hacet
Susuyorum,ağlamaklı
Durdursam,konuştursam
Toyluklarımla, pişmanlıklarımı
İlk aşklarımı,naif kalbimi
Tüm yaşanmışlıkları
Doldurabilsem kadeh kadeh
Sarhoş olurmuydum?
gecenin kör karanlığında
Çocukluğum konuşsa
Ve ben dinlesem sabaha kadar
Ayılsaydım o vakit
Bir an telime dokunsan ey hatıralar
Kol kola çıksam
Sadece gece
Bu gece
Rüya bile olsa
Seninle karşılaşsam,
Ey beyhude gençlik
ve bağrında açan çocuk ruhum
Gittin ne yazık
Gelmeyeceksin
O kapıyı çoktan çarpıp gittin
Gelsen ya bu gece
Sadece bu gece
Tattırsan o ilk aşkı yeniden
Bir bal arısı gibi çiçeğinden
Özünü alır gibi
Bi özet geçsen hayatıma
O çocuk kalbimi
Sadece bu gece
Alıp getirsen
Konuşmak istiyorum
Bu havalarda
Küsüyorum aynadaki kendime
İnceden bir sızı akıyor
Dönmek istesem geriye
O çocuk kalbim yaşlı biliyorum
Konuşmak istesem ne çare
Beni dinlemiyor zaman
Sürüp gidiyor
Bir atlı gibi yakalayabilmek ne hacet
Susuyorum,ağlamaklı
Durdursam,konuştursam
Toyluklarımla, pişmanlıklarımı
İlk aşklarımı,naif kalbimi
Tüm yaşanmışlıkları
Doldurabilsem kadeh kadeh
Sarhoş olurmuydum?
gecenin kör karanlığında
Çocukluğum konuşsa
Ve ben dinlesem sabaha kadar
Ayılsaydım o vakit
Bir an telime dokunsan ey hatıralar
Kol kola çıksam
Sadece gece
Bu gece
Rüya bile olsa
Seninle karşılaşsam,
Ey beyhude gençlik
ve bağrında açan çocuk ruhum
Gittin ne yazık
Gelmeyeceksin
O kapıyı çoktan çarpıp gittin
Gelsen ya bu gece
Sadece bu gece
Tattırsan o ilk aşkı yeniden
Bir bal arısı gibi çiçeğinden
Özünü alır gibi
Bi özet geçsen hayatıma
O çocuk kalbimi
Sadece bu gece
Alıp getirsen
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)