24 Kasım 2018 Cumartesi

KAR

Kokun havaya karışır
Her kar yağdığında
Köhne çay bahçesinin
Dışarıya atılmış masasına
Benim kadar dışarda bu hayatın
Beyaz bir yorgan gibi sarılırım
Yağdıkça
Mektuplar yazmak gelir içimden
Sen de soğuğun başkentindesin
Ne yazabilirim ki farklı
Sizin orda da beyaz mı her yer
Ve gri gökyüzünü seyredebilmek
Lüks mü?
Sandalyem soğuk
Ve insanlar umarsız
Benden
Koyu çay işte
benim için hayat
Isıtsın yeter 

4 Kasım 2018 Pazar

Bulutlar,Gemiler,İstanbul

Uzaklarda bir geminin çığlığı
Bulutların önünü kesiyor
Ellerimi ellerin...
Yürümek istemiyorum bu şehirde
Kaldırım taşları üzerime geliyorken
Son dokunuşlar kalmışken tenimde
Gözler kayıp bir ömrün peşindeyken
Uzaklarda bir geminin çığlığı
Masmavi deniz
Vuruyorken dalgalarını kıyısına kalbimin
Teline dokunuyorken gönlümün
Gönlüm en yağışlı mevsimindeyken
Yine hüsran ve yine acı dağıtıyorken
Bulutlar
Uzaklarda bir geminin çığlığını duyarım
Belki sen varsın biraz
Biraz da ben
Bulutların önünü kesiyor gemiler
Hüzün bulutları bunlar
Alıcısı biraz ben biraz sen.
Karma acılar yaşıyoruz
Karma hayatlar
Devam ediyoruz mola vermeden
Gemilere yol veriyor bulutlar
Ellerin ellerime...
Dokunmak yasak artık sana
Kimseler yok bu şehrin kaldırımlarında
Yarı aç yarı tok kadınlar var sadece
Kucaklarında körpe çocuklar
Bakarken avutuyorlar
Vicdanları
Tıpkı biraz sen varsın
Gemiler çığlık çığlığa kaçışıyor
Bulutlar yalın ayak havada yürürken
Kesemiyor yolunu hiçbir kayığın dahi
Yolu ayrı izi ayrı her varlığın bu kentte
Ellerimle ellerin gibi
Kesemiyor ikiye bölünürken
Bir ekmek bile ucundan yeniyor
Hayat gibi